GÜVENLİ
ALIŞVERİŞ
TARIM MARKETİ
  SANATA ve SANATÇIYA DESTEK
 
 

RAMAZAN YILDIRIM Heykeltıraş

 

1956 yılında, buğday hasadına yakın bir zamanda, ramazan ayında doğmuştur. Nüfusa mayısın sonu diye yazdırmışlar.

 

Babasının memuriyeti nedeni ile ilk, orta ve liseyi çok farklı okullarda ve şehirlerde okumuştur. Bu nedenle çok farklı kültürleri tanımıştır. Fakat aynı nedenle de hiç çocukluk arkadaşı bulunmamaktadır.

 

Lise bittikten sonra, iş hayatına atılmıştır. 1986 - 2014 arası 28 sene sanayici- iş adamı olarak çalıştıktan sonra 2014 de emekli olmuştur.

 

İki oğlu, dört torunu vardır.

 

SANATA BAŞLAMAM

 

1969 yılında on dört yaşında, ortaokul ikinci sınıf resim derslerimize giren, Elazığ’ın ünlü heykeltıraşı Nurettin ORHAN nın (Deli Nuro) sınıfta fark etmesiyle sanata olan ilgim açığa çıktı.

 

Bilhassa heykele olan yatkınlığımı gördü.

 

Elazığ Tren garının yüz metre ilerisinde kaliteli kil var, oradan kil al gel, ben sana heykel nasıl yapılır göstereyim, öğreteyim dedi.

  

Çok istememe rağmen yıllarca heykele başlama imkanım olmadı.

 

1974 yılında yine sanatın diğer bir kolu Tiyatro ile ilgilendim. O günün ortamına uygun, bir tiyatro oyununda “Buzlar çözülmeden” de rol aldım.

 

Başrol olan “Deli kaymakam’ ı sahnede canlandırdım. Çok başarılı olduğumu söylediler.

 

Tiyatroda, heykel gibi yarım kaldı.

 

Yanlış aldığım bir karar nedeniylede, bütün hayatım alt üst oldu, sanattan tamamıyla uzaklaştım.

 

2014 de emekli olup, hayatımdaki tüm olumsuzluklardan uzaklaşarak, çocukluk hayalim heykele başladım.

 

Bu seferde yaşım itibariyle ne kollarımda güç, ne vücut da enerji vardı. Gözlerde cabası. 

 

SANAT VE TOPLUM İLİŞKİLERİM

 

Dünyaya her zaman diğer insanlardan çok farklı baktım.

 

Bu bakışım sanat için çok faydalı iken, toplumla ilişkilerim konusunda, bana son derece zararlıydı.

 

Çünkü Sanatçı

Diğer insanların görmediklerini gören, duymadıklarını duyan, hissetmediklerini hisseden, ve bu duygularını güzel bir çatı altında birleştirerek insanların duyu organlarına hitap edecek şekilde sunan, başkalarının ürettiğini çalmadan, araştıran ve kendi özgün eserlerini üreten kişidir.

 

Sanat, tarih, toplumsal olaylara diğer insanlarla, ben farklı açılardan bakıyorduk.

 

İnsanlar gördüklerini veya gösterilenleri doğru kabul ederken, ben daima gördüklerimin arkasına, nedenine, niçinine baktım. Bakmak içinde uğraşmadım, Allah bizleride böyle yaratmış, anında farkını görüyorduk. Tarif et derseniz tarif edemem ancak, sizin dışarıdan görerek karar vermeniz lazım

 

Ve daima insanların gözü önünde cereyan eden olayları neden göremediklerini hep merak ettim.

 

Mecburen yüzlerce insanın doğru kabul ettiği olayları, yanlış olmasına rağmen bende kabul etmiş gibi gözüktüm.

 

Yoksa toplumdan dışlanıyorsun, suçlanıyorsun, DELİ yakıştırması anında yapıştırılıyor.

 

Onlar gibi gördüğümü ve düşündüğümü ifade ederken de, EEEEEEE’ lemeler başladı.

 

Farklı görmeme rağmen, onlarla aynı dili konuşmak için, neler düşündüklerini çözüp ona göre konuşmam gerekiyordu.

 

Zaten deli lakabı yerleşmişti, aynı dili konuşmazsam birde akıl hastanelik olma riski vardı.

 

Mecburen topluma ayak uydurdum.

 

Bir çok çalışmamda veya çalışmak istediğim konularda düşüncelerimi açıklayamıyorum.

 

Günümüzün şartlarından dolayı açıklamam imkânsız. (Particilik değil).

 

Günümüz konjonktürü nedeniyle benim dahi açıklamam uygun olmadığı için, oto kontrol, ikincisi toplumda kadınlar ve erkekler diye ayrışım olacağı nedeniyle.

 

Çünkü erkekler çok farklı açıdan bakacakken, kadınlar bir çok açıdan farklı bakacaklardır.

 

Örnek: Savaş ve kadın isimli rölyef çalışmam.

 

NEDEN KADIN ve ÇIPLAKLIK

 

Çalışmalarımda kadını genellikle çıplak olarak çalışmaktayım.

 

Çünkü kadının korumasız olduğuna inanıyorum.

 

Günümüzde köleliğin devam ettiği, sadece erkek kölelerin alınıp satılmadığı, ama kadının hala alınıp satıldığı bir dünyada yaşıyoruz.

 

Çeşitli, günümüz yaşantısına uydurulmuş kelimelerle kadınlar hala bir meta gibi alınır satılır.

 

Başlık parası, berdel, inek karşılığı evlendirme adı altında alınıp satılmaktadır.

 

Seks ticareti ile alınıp satılan kadınların onurları ayak altına alınıyor da bunlar çokmu masum.

 

Burada, kadınların onuru kırılmamaktadır mı.

 

Bütün bunlara karşı kadın korumasızdır, yalnızdır, çıplaktır.

 

Ne kas, kol kuvveti, nede ekonomik gücü vardır kendisini koruması için.

 

Hala çok kültürlü ailelerde dahi kızlara daha az ve daha kötü yerler miras olarak bırakılmaktadır.

 

KADIN VE YALNIZLIK HEYKELİ

 

Her kadın doğduğunda boynuna bir halat asılır, öldüğünde geri alınır.

 

Halat asılır ki tüm bu baskıları ölene kadar taşısın diye.

 

Kadın öldüğünde halat geri alınır ki, yeni doğan bir kadının boynuna asılsın.

 

Alınır ki, halata asılan hiçbir baskı aracı unutulmasın.

 

Kadının yazgısı anne-baba ile başlar koca ile devam eder. Hergün yeni bir yeni bir töre üretilir, asılır kadının boynuna.

 

Anne baba baskısıyla başlayan, mahalle baskısıyla devam eden çocukların sorumluluğu, evin idamesi, hayatında her gün yeni bir baskı aracı eklenir halatına.

 

Taciz, tecavüz, hor görülme, aşağılanma, etiketlenme, yaftalanma, öldürülme kadının kaderidir.

 

Kadının bütün bunlara karşı koyacak hiçbir gücü bulunmamaktadır.

 

Bütün baskı araçlarına karşı KADIN YALNIZDIR, KORUMASIZDIR, ÇIPLAKTIR.

 

Hayatın devamlılığını sağlayan, sevginin, huzurun, temizliğin ve saflığın sembolü olan kadın, tek başına direnir hayata.

 

Dik duran ve gülümseyen ve bunu çocuklarına öğreten her kadını saygıyla karşılayan toplum dileğiyle.

 

Yeni doğan kadınların, halatsız bir yaşama, Yeni doğan erkeklerin de, kadına saygı duyduğu bir toplum dileğiyle………

 

DEVAM EDEN ÇALIŞMALARIM

 

Anne zoru ile evlendirilen kariyerli kadınların dramı.

 

Bir diğer çalışmamda

 

MASTEKTOMİ’Lİ KADINLAR (Memesi alınmış kadınlar)

 

Çalışmalarımda genelde model kullanıyorum.

 

 

RAMAZAN YILDIRIM HEYKELTIRAŞ

 

 
RAMAZAN YILDIRIM    
0 532 521 67 47 

Viranşehir Mezitli   MERSİN
RamazanYildirimHeykeltiras@gmail.com