Bitki beslemede uzman kuruluş
Bitki beslemede uzman kuruluş
Yetiştiricilik Besin noksanlıkları Ürünler Genel bilgiler Havale bilgileri

ORKİDE YETİŞTİRİCİLİĞİ ve GÜBRELEMESİ

Orkide türlerinin büyük bir kısmı başka bitkilerin üzerinde ya da az miktarda organik artıkların üzerinde yaşar. Epifit orkideler tropik ortamların bitkileri olduğundan gövdeleri yalancı soğan halinde şişmiş ve şerit şeklinde hava kökleri meydana  gelmiştir. Hava köklerinin üzeri su emebilen bir tabaka ile kaplanmış durumdadır. Toprakaltı kökleri ise çok zayıftır. Bu kökler bitkinin bulunduğu ortama tutulmalarını sağlar. Bu değişikliklerin sebebi bitkinin su ihtiyacını karşılamaktır. Yağmur yağdığında yalancı soğan, hava kökleri ve rozet şeklindeki yapraklar üzerine düşen suyu emer ve bir sonraki yağmura kadar bitki bu suyu kullanır. Toprakta yaşayan orkideler ise toprak altında yumru, kök veya rizom taşırlar.

Yapraklar;

Toprakta yaşayan orkideler ototrof bitkilerdir. Bu bitkilerde gövdenin tabanından çiçek taşıyan kısma kadar yeşil, sapsız,  basit, kenarları tam, ince, az veya çok kalın ve bazen etli olan yapraklar bulunur. Tabandaki yapraklar ise sapın etrafına rozet şeklinde dizilmiştir. Bu yapraklar ya toprağın yüzeyine yapışmış yada gövde ile değişik açılar oluşturacak şekilde yukarı  yönelmişlerdir.

Çiçek durumuna kadar olan kısımda ya sapı saran bir kın meydana gelmiştir yada belirli aralıklarla sap üzerine düzgün bir şekilde dizilmişlerdir. Bazı kurakçıl ve epifit orkide türlerinde hiç yaprak bulunmaz. Bunlarda yeşil hava kökleri asimilasyon yaptığı gibi bitkinin su ihtiyacını da karşılamaktadırlar.

Yaprakların şekilleri cins ve türe bağlı olarak değişiklik gösterir. Aynı bitkinin taban yaprakları ile gövde yaprakları arasında şekil farklılıkları bulunabilir. Yapraklar genellikle paralel damarlıdır. Damarlar alt yüzeyde belirgin olarak görülebilir. Bazı türlerde ise bu damarların arasında damarcıklar da belirgin olarak görülür. Yaprakların üst yüzeyi genellikle parlak, alt yüzey ise mattır.

Gövde;

Orkidelerin gövdeleri genellikle dallanmamıştır. Gövdenin uç kısmında çiçekler bulunur. Bitki tek ya da çok sayıda çiçek taşır. Çok sayıda çiçek taşındığı durumda çiçekler salkım ya da başak durumunda dizilmişlerdir.

Çiçeklerin sayısı, sık veya aralıklı dizilmesi, bitkinin çeşidini belirleyen özelliklerdendir. Çiçek;

Bir orkide çiçeğinde taç ve çanak yaprak, dişi ve erkek organlar değişikliğe uğradıkları için kolayca ayırt edilemezler. Örneğin diğer bitkilerde yeşil olan çanak yaprakları ve renkli olan taç yaprakları yapı olarak taç yaprağına benzemişken şekil olarak da son derece farklılaşmıştır.

Bir orkide çiçeğinde çiçek örtüsü (periant) iç ve dış olmak üzere iki halkadan meydana gelecek şekilde dizilmişlerdir. Dış çiçek örtüsüne sepal, iç çiçek örtüsüne petal adı verilir. Her iki halkada üç parçadan meydana gelmiştir. İç periant parçalarından iki yanda bulunan ve birbirlerine benzer olan petaller renk, şekil ve yapı bakımından ileri derecede farklılaşmış olan parçaya dudak anlamına gelen ‘’Labellum’’ adı verilir.

Orkide çiçeğinin en gösterişli kısmı orta kısımda petalin farklılaşmasıyla meydana gelen labellumdur. Labellumlar yapı, şekil ve renk bakımından çok farklılaşmıştır. Labellum parçalanmamış, parçalı, loblu veya uzamış, düz, öne doğru çıkmış konkav veya konveks olabilir. Yapısı ince, kalınlaşmış veya etli olabilir. Mahmuz adı verilen bu çıkıntı iç kısımda genel olarak nektar taşır.

Gelişme döneminde her çiçek kendi ekseni etrafında 1800 döner ve normal halde üstte bulunması gereken labellum çiçeğin alt kısmında bulunur. Bu olaya “resupination” denir. Orkide türlerinin büyük çoğunda bu olay meydana gelmiştir. Hammarbya paludosa (bataklık orkidesi) bitkisinde ise çiçek 3600 dönüp başlangıç durumuna geldiği için labellum yine çiçeğin alt kısmında görülür.

Çiçeklerde ovaryum alt durumlu, çoğunlukla uzamış ve resupinatioan sonucu halat gibi burkulmuştur. Ovaryumun içinde her biri bir tohum verme yeteneğine sahip binlerce tohum taslağı bulunur. Ovaryum çiçek sapı ile sapa bağlanır. Fakat ovaryumun veya çiçek sapının ana eksene bağlandığı yerde genellikle bir brakte yaprak bulunur.

Döllenmeden sonra gelişen ovaryum meyveyi verir. Meyve kapsül şeklindedir. Kapsül içersinde 3 karpel bulunur. Kapsül olgunlaşınca 3 kapakta açılarak yüzlerce küçük tohum rüzgârla etrafa yayılır.

Orkidelerde tozlaşma böceklerin aracılığı ile olur. Tozlaşmayı özellikle arı, örümcek, sinek ve diğer bazı böcekler sağlar.

En çok bilinen orkide çeşitleri ve özelliklerini kısaca şöyle anlatabiliriz; Phalaenopsis; Tropik bölgelerde ağaç üstlerinde epifik olarak yaşayan bu cins kolay üretilebilen bir çeşittir. Uzun sapların üzerinde açan büyük, uzun ömürlü ve çok çekici çiçeklere sahiptir. Gölgeye diğer çeşitlere göre daha fazla dayanıklıdır.

Buna karşılık sıcağa ve neme diğerlerine göre daha fazla ihtiyaç duyarlar. Sıcaklık istekleri gündüz 22 0C gece ise 18 0C’ dir. Yıl içinde birden fazla çiçek açabilirler. Çiçeklenme aynı sap üzerinde tekrarlanır. Bunun için çiçek sapı dibinden değil 3-4 boğum üzerinden kesilmelidir.

Cymbidium; Bu tür de kolay yetişir. Geceleri biraz daha serinlikten hoşlanırlar.

Sıcaklık istekleri gündüz 22 0C, gece ise 15 0C’ dir. Ancak ışık istekleri daha fazladır. Bol ve uzun yapraklara sahip olduklarından geniş bir yer kaplarlar.

Çiçekleri çok cazip, büyük ve son derece uzun ömürlüdür. Minyatür çeşitleri de vardır. Çiçeklenme zamanları Ekim-Şubat ayları arasıdır. Miltonia; Diğer türlere göre daha derli toplu bir çeşittir. Çiçekleri hercai menekşeye benzer ve çok farklı renklerdedir. Çiçeklenme süresi 1 ay kadar sürer. Serin ortamlardan hoşlanır. Gündüz sıcaklık 20 0C, gece sıcaklığı ise 15 0C olmalıdır.

Çiçeklenme zamanı ilkbahar ve sonbahar olmak üzere yılda iki keredir. Paphiopedilum; Terlik orkidesi de denilen bu tür fazla hassas değildir. Büyük çiçekleri ilginç ve karakteristik özelliğe sahiptir. Hafif gölgeli yerlerde yetişebilirler.

Çiçeklenme zamanı:

Ekim-Mayıs ayları arasıdır. Cattleya; Orkide denilince ilk akla gelen çeşittir. 10-15 cm çapında muhteşem çiçeklere sahiptir. Orkidelerin kraliçesi olarak bilinir. Yüksek nem ve bol ışık ister. Gündüz sıcak gece ise serin ortam ister. Bitkinin son çiçeği sap dibine yakın bir yerden kesilir. Kesilen yere erimiş mum damlatılarak mikrop kapması önlenir.

Çiçeklenme zamanı Ekim-Nisan ayları arasıdır.

Dendrobium; Salkım çiçekli bu orkide türü bol ışık ve nispeten yüksek gündüz sıcaklığı ister. Bununla beraber gece serinliğine diğer türlere göre daha dayanıklıdır. Sonbaharda yaprakları kurumaktadır.

Çiçeklenme zamanı Ekim- Ocak ayları arasıdır. Vanda; Yaprak yeşilliği, derli toplu ve zarif çiçekleri ile dikkat çeker. Çiçek renkleri çok farklıdır ve uzun ömürlüdür. Çiçekler açınca 8 hafta dayanır.

Düzenli bakım ve besin sağlanırsa yılda iki kez açtığı görülür.

Orkide Fidesi Üretimi

Orkide bitkisi saksı çiçeği veya kesme çiçek olarak yetiştirilen çiçeklerdir. Genel olarak orkideler kesme çiçek amaçlı yetiştirilmektedir. Saksı yetiştiriciliğinde 2-3 yılda bir saksı değiştirilir. Bu dönemde bölme veya tepe çelikleri ile üretimleri yapılabilir.

Orkideleri seralarda yetiştirmek için kullanılan ortamların orkide çeşitlerinin epifit veya terreristrik olup olmadığına bağlıdır. Epifit orkideler (Cattleya) doğal ortamlarında ağaçların yüzeyinde, kovuğunda, organik artıklar üzerinde yetişirler. Bu yüzden yetiştirildikleri ortam doğal ortamı ile benzer olmak zorundadır.

Cattleya, Phalaenopsis, Dendrobium, Vanda gibi çok sayıda epifit orkide çeşitleri osmunda yosunu, ağaç eğreltileri, ağaç kabuk çürüntüsü ve agregat materyaller gibi ortamlarda yetiştirilirler.

Orkide fideleri eşeyli ve eşeysiz olarak üretilebilirler. Birçok orkide türünün tohumla üretimi zor olduğundan üretim daha çok eşeysiz olarak yapılır. Bu da anne ve babaya benzer çeşitlerin çoğaltılmasında önem taşır. Orkide fidesi üretim yöntemlerini şöyle açıklayabiliriz;.

a) Eşeysiz üretim;

Orkideler 0,1–0,25 mm çapında çok küçük tohumlara sahiptirler. Tohumlarda aynı zamanda endosperm yoktur. Bundan dolayı çimlenmeleri çok zordur.

Orkidelerin doğal yetişme ortamlarında bazı funguslar olduğu zaman çimlenme meydana gelmektedir. Bu nedenle doğal ortam dışında orkide tohumlarının çimlenmesi için şeker, nişasta vb. maddelerin bulunması gerekir.

1903 yılında bilim adamları orkide tohumlarının çimlendirilmesi için çalışmışlar ve ilk defa Knudson solüsyonlar içinde tohumları çimlendirmeyi başarmışlardır. Köklendirme ortamı hazırlanırken her kimyasal madde ayrı ayrı tartılarak 1 lt su içersinde eritilir. Son olarak agar ortama katılır. Agar eriyinceye kadar solüsyon ısıtılır. pH değeri 5-5,2 olarak düzenlenir. Ortam yaklaşık 1 cm derinliğinde bir tabaka oluşuncaya kadar kap içine dökülür. Sterilizasyon ve soğutmadan sonra kap tohum ekimi için hazır hale gelir. Ekim işlemi temiz bir yerde yapılmalıdır. Bütün yüzey temizlenmeli ve oda tozsuz olmalıdır. Ekimden önce tohumları da steril etmekte fayda vardır. Tohumlar küçük bir şişe içersine konularak %10’ luk klor solüsyonu ile karıştırılır. Kapak kapatılarak kuvvetlice çalkalanır. Bu işlem 5–10 dk boyunca devam eder. Sterilizasyonun sağlandığını tohum renkleri sarıya dönüştüğünde anlarız. Bundan sonra tohumlar bol su ile yıkanıp ekilir. Çok beklenmesi halinde tohum rengi beyaza dönüşeceğinden çimlenme yeteneğini kaybeder.

Ekilen tohum kültürleri serada maksimum 1,6 klx ışık yoğunluğunda ve minimum 21–22 oC ortama yerleştirilmelidir. Laboratuar ortamında ise 21 oC’de 1 klx ışıkta ve 16 saat iyi gelişme için yeterli olacaktır.

Çimlenmenin ilk belirtisi 15 gün sonra mikroskopla bakıldığında görülen beyaz tüycük oluşumudur. 1 ay sonunda protokorm oluşumu başlar. Protokorm oluşumundan 1-1,5 ay sonra bitkiler başka ortama şaşırtılırlar. Daha sonra vermikülit, kum, perlit, yaprak çürüntüsü, kum ve torfdan oluşan ara ortamlara nakledilirler. İstenilen boyutlara gelen bitkiler serada küçük saksılara alınırlar.

b) Vegatatif üretim;

4 farklı şekilde yapılır.

Yumrular ile üretim;

Toprak orkideleri doğal ortamlarında yeni oluşturdukları yumrular ile üretilirler. Yumrulu orkidelerde her bitki genellikle 2 yumru taşır. Kışı bir önceki sene meydana gelen yumru sayesinde geçiren bitkinin bahara doğru ek köklerinden biri kalınlaşmaya başlar. Bunun ucunda bir yumru daha oluşur. Bu yumru gelişirken diğer taraftan yukarıya doğru bir tomurcuk oluşturarak yeni yılın gövdesini meydana getirmeye başlar. Bitkinin gelişmesi devam ettikçe yeni yumruda gelişmesine devam eder.

Eski yumru ise bu arada buruşur. Yeni yumrunun yanında ona birleşik ve içi boş halde bulunur. Sonuç olarak eski yumru yeni yumruyu ve yeni bitkiyi meydana getirir. Çelikle üretim; Çelikle üretim çeşitlere göre 4 farklı şekilde yapılır. Birçok orkide tepe çeliği ile üretilebilir. Genellikle alınan çelikler 30–40 cm uzunluğunda, 4–6 yaprak çifti ve birkaç hava kökünden oluşur. Alınan çelikler bir fungusit ile muamele edilerek köklendirme ortamına dikilir.

Arachnis ve vanda çeşitleri bu şekilde üretilirler.

Bazı orkideler de yaprak koltuklarından çıkan sürgünleri ile üretilir. Bunlar boğumlardan çıkan köklü sürgünlerdir. En az 4 veya daha fazla kök oluşturan bu sürgünler ana bitkiden koparılır. Başka saksılara alınarak büyümeye bırakılırlar.

Dendrobium ve epidendrium çeşitleri bu şekilde üretilir.

Phaius çeşidi çiçek sapından alınan çelikler ile üretilir. Bu yöntemde alttaki çiçek ile dipteki gövde arasında en az 7 ya da daha fazla boğum bulunmalıdır. Bu boğumların her biri brakte yapraklar ile örtülüdür. En alttaki çiçek hasat zamanına geldikten sonra sap yalancı soğana oldukça yakın kesilir.

Üstte çiçeğin çıktığı boğum çıkarılır. Geri kalan sap çelik olarak kullanılır. Her parça 35–45 mm uzunluğunda olacak şekilde bölünür. Bölme işlemi sırasında kullanılan bıçak steril olmak zorundadır. Çelikler nemli torf içine çeliklerin uçları kurumayacak şekilde dikilirler. 2–3 ay sonra her boğumdan küçük bitkiler çıkmaya başlar. Bu bitkicikler 3–4 kök meydana getirdikten sonra ana bitkiden ayrılarak orkideler için uygun harçlara dikilirler. İki üç yıl içersinde bitkiler uygun çiçeklenme büyüklüğüne ulaşırlar.

Phalenopsis çeşidinde de çelikler aynı şekilde alınır. Ancak bunda farklı olarak alınan çelikler tohumlardaki gibi steril şartlarda üretilirler.

Son olarak gözlü gövde çeliği ile üretimde çelikler boğumun altından ve üstünden 2 cm olarak kesilir. Kesim işlemi steril aletlerle yapılır. Kesilmiş gövde parçaları % 10’ luk klor içersinde 10–12 dk. süre ile tutularak sterilize edilir.

Sterilizasyon işlemine tutulmuş parçaların uçları tekrar steril bir bıçak ile kesilir. Her parça özel ortamlarla hazırlanmış test küplerine yerleştirilir. 3 ay sonra bitki parçasının boğumunda kök oluşur. 2–3 kök oluştuğunda bitki besin ortamından uzaklaştırılarak uygun harca dikilir.

Ayırma ile üretim; Cattleya ve bazı orkide türleri ana bitkinin bölünmesi ile çoğaltılırlar. Bu yöntem 4 veya daha fazla kök sürgünü oluşturan bitkilerde uygulanır.

Kök sürgünleri ana bitkinin boyunun yarısına ulaştığında köklü olarak ayrılır. Ayrılan bitkiler tek olarak saksılara dikilirler. Cattleya bitkisinde 3 yılda bir ayırma işlemi yapılır. Bunun sebebi ise bir yılda ancak bir yeni yaprak oluşturmasıdır. Paphiopedilum ve Cymbidium gibi çeşitler daha sık bölünebilirler. Bu bitkilerin çoğalması için her parçanın bir yaprak çifti ve yumru parçası bulunduran parça içermesiyeterlidir.

Doku kültürü ile üretim;

Bu üretim yöntemi yeni uygulamaya başlayan bir yöntemdir. Steril şartlar altında 1 yıl içersinde ana bitkiden bir milyona yakın bitki elde edilir. Doku kültürü vegatatif üretim yöntemlerinden avantajlıdır. Diğer vegatatif üretim teknikleri ile 3–4 yaşındaki bir orkideden en çok 3–4 bitki elde edilirken doku kültüründe binlerce bitki üretmek mümkündür. Yine vegatatif üretimde hastalık söz konusu olduğunda diğer bitkilere de bulaşma ihtimali varken doku kültüründe bu sorunda ortadan kalkmaktadır.

Orkideler çok küçük ve endospermsiz tohumlara sahip oldukları için embriyolarını besleyemezler. Bunun için morfolojik gelişmelerini tamamlamış, ağırlıkça büyümüş olan embriyolar basit gıda ortamlarında gelişmeye alınırlar. Bu şekilde yapılan üretim yöntemine “embriyo kültürü” denir.

Orkidelerde meristem kültürü ile de üretim yapılmaktadır. Bu kültürün esası meristemin birkaç yaprak taslağı ile birlikte binoküler mikroskop altında izole edilerek besin ortamına yerleştirilmesidir.

Orkide Fidelerinin Bakımı

Orkide fidelerinin dikime kadar büyük bir özenle bakılmalıdır. Özellikle nem, sıcaklık ve sulamaya dikkat etmek gerekir. Gece ve gündüz arasında sıcaklık farkı fazla olmamalıdır. Bu sıcaklık farkı en fazla 6–8 0C olmalıdır.

Orkidelerin Toprak ve Gübre İsteği

Epifitik yani toprakta yetişmeyen orkideler, doğal şartlarda ağaçların yüzeyinde, kovuğunda, organik artıklarda yetişirler. Bu  yüzden kültürel ortamların, doğal yetişme ortamlarına benzemesi önemlidir. Çok sayıdaki epifitik orkide türleri (Cattleya, Phalaenopsis, Dendrobium, Vanda) osmunda yosunu, ağaç eğreltileri, ağaç kabukları çürüntüsü ve agregat materyaller gibi ortamlarda yetiştirilir.Osmunda yosunu; Osmunda eğrelti otunun kökünden meydana gelir. Doğal yetişme ortamı Batı Amerika’dır. Açık kahverengi ve koyu kahverengi yosun olmak üzere dayanıklı iki çeşidi vardır. Osmunda 2-4 yılda yavaşça çürür ve %2-3 oranında azot kapsar.

Bünyesinde bulunan azotu çürürken yavaş yavaş toprağa verir. Bitki osmunda yosununda yetişirken 1:1:1 oranında gübrelenir. Osmunda yosunu dış ülkelerden ithal edilmektedir.

Ağaç eğreltileri; Bu yosun ağaç eğreltilerinin gövdelerinden meydana gelir. Bunlar plakalara parçalanır veya biçilir. Sert ve dayanıklı olan bu lifler çok uzun ömürlüdür. Bazı çeşitleri çürüme meydana gelmeden 5–7 sene dayanıklılık gösterir. Ağaç eğreltisinde yetişen orkideler 1:1:1 oranında gübrelenmelidir.

Ağaç kabuk çürüntüsü; Ağaç kabukları kereste endüstrisinin ürünüdür. Yongalar büyük, orta ve ince olmak üzere 3 sınıfta derecelendirilir. Büyük yongalar 20 cm veya daha büyük saksılara, orta yongalar 3,5–17,5 cm çapındaki saksılara kullanılır. Ağaç kabuğunda yetişen orkideleri 3:1:1 oranında gübrelemek gerekir.

Agregat materyaller; Bu materyaller ortamı nemli tutma özelliğine sahip olduklarından tüm orkide çeşitlerinde kullanılmaktadır. Çoğu agregatlar orta dereceli ağaç kabuklarıyla aynı büyüklükte oldukları için 7,5–17,5 cm çapındaki saksılarda kullanılır. Agregat materyaller tekrar kullanılabilirler. Ancak kullanılmadan önce mutlaka steril edilmelidir. Agregatta yetişen orkideler 1:1:1 oranında gübrelenmelidir.

Terreristik orkideler ( Cymbidium, phaius) doğal yetişme ortamlarında zengin organik madde içeren topraklarda yetişirler. Kurutulmuş ve saksılanmış karışımlar % 50 ve üzerinde organik madde içermelidir. Torf, talaş ve kum karışımı kullanılacaksa; 1:1:1 oranında hazırlanması önerilir.

Bazı araştırmacıların yapmış olduğu çalışmalarda şu sonuç ortaya çıkmıştır.Terreristik ve epifit orkidelerin yetiştirilmesinde 1:1 oranındaki torf ve perlit karışımı en iyi sonucu vermektedir.

Orkidelerde maksimum gelişme için iki haftada bir gübrelenmelidir. Gübre oranı ortama göre değişir. Osmunda, ağaç eğreltileri, toprak karışımları, agregatlar 1:1:1 oranında gübrelenmelidir. Ağaç kabuğu çürüntüsü ortamında mikroorganizmaların parçalanması sırasında daha fazla azota ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden ortama azot ilavesi gerekir. Yavaş çözünen gübreler orkidelerin gelişimi üzerinde daha başarılı olmuştur. Eğer bu gübreler kullanılıyorsa aynı oran ve miktarda kullanılmalıdır. Bazı yetiştiriciler uzun süreli daha fazla gübre vermek yerine yavaş çözünen veya sıvı gübre kombinasyonunu tercih ederler. Yavaş çözünen gübrelerin kullanımı daha güvenlidir. Çünkü fazla dozda verildikleri durumlarda daha az zarar verirler. Bununla birlikte orana uyulması önemlidir.

Dikim Şekli ve Mesafesi

Orkideler Anthuriumlar gibi tropik iklim bitkileridir. Sera içi sıcaklığının 15 0C’ nin altına düşürülmediği, 34 0C’ nin de üzerine çıkarılmadığı seralarda yetiştirilebilir. Seralarda orkidelerin dikimi saksılara gerçekleştirilir. Dikilen saksıların 24’ lük saksılardır ve her saksıda en az 3-5 orkide bulunur.

Orkide saksılarının yerleştirildiği yükseltili tavalar 1-1,10 m uzunluğundadır.

Sıra üzerine 2 orkide saksısı yerleştirilir. Aralarında ise 40 cm mesafe bırakılır. Diğer saksı ise sıra arası 20 cm olacak şekilde yerleştirilir. Orkide saksıları ancak 4-5 yılda bir değiştirilir.

Orkide bitkisinin çiçekleri diğer bitkilere oranla daha çoktur. Bu yüzden de saksı içerisinde desteksiz duramaz. Çiçeklere destek vermek amacıyla herekleme yapılır. Bunun için her bir çiçek ayrı ayrı özel iplere sardırılır. Kesim işleminden sonra bu ipler bitkiden alınır.

Orkidelerin aynı zamanda tropik bölgelerde tarla üretimi de yapılmaktadır. Tropik bölgelerde çiçek üretimine gösterilen ilgi ile birlikte aynı zamanda bu ülkelerde ihraç için sprey tipi orkide yetiştiriciliği de hızla artmıştır.

Sprey tipi orkidelerin büyük çoğunluğu tarlada az bir korumayla veya hiç korumasız olarak çok az bakımla yetiştirilir. Singapur’da orkideler tarlada epifit olarak yetiştirildikleri halde “toprak orkideleri” olarak adlandırılır.

Tropik ülkelerde orkide yetiştiriciliğinde özellikle iki yöntem uygulanır. Arachnis, Aranthera, Aranda, Vanda ve Renanthera türleri ve hibritleri tarlalarda kafes üzerinde tam güneş altında yetiştirilir. Dendrobium, bazı Aranda çeşitleri, Ascocende ve Oncidium çeşitleri % 40–50 çardak gölge altında saksılarda yetiştirilir.

Arachnis çiçek dikiminden önce tarlada ahşap ya da demir çardak yapılır. Üst taraftan yaklaşık 2,4 m ya da 1 m olacak şekilde 1,8 m yüksekliğinde vertikal latalar yerleştirilir. Bunların aralarında 60 cm olacak şekilde 3 yatay lata çekilir. Bu düzenle kurulan çardak sistemi 1 da alana 7,500–15,000 arasında bitki dikimine imkân verir.

Çardak sisteminin kurulmasından sonra 60–70 cm büyüklüğünde ki köklü tepe çelikleri dikilir. Genellikle 10–15 cm derinliğinde sıra boyunca bir kanal kazılır. Çelikler bu kanallara tek tek 15–20 cm aralıklarla dikilir. Bitkinin dibi çukura yerleştirilir ve üst kısmı çardağın ilk latasına bağlanır. Sonra bitkilerin dibi doğal toprakla 7,5–10 cm örtülecek biçimde doldurulur. 4–6 ay içinde bitkiler çiçeklenme büyüklüğüne ulaşır. Bundan sonra 18 ay boyunca bitkiden çiçek kesilir. Bitkinin boyu 2,4 m uzunluğuna ulaşınca sprey çiçeklerin hasadı zorlaşır. Üreteci bu durumda bitkiden uç alma yapar ve bunları tarlaya tekrar dikerler.

EKOLOJİK İSTEKLER

Sıcaklık

Cymbidium çeşidinde çiçek elde etmek için 10 0C gece sıcaklığına ihtiyaç duyar. Bu yüzden gündüz 21–24 0C, gece ise 10 0C sıcaklık idealdir. Yazın orkideler 32 0C sıcaklığa kadar dayanabilirler. Ancak uzun süre bu sıcaklığa maruz kalmamaları gerekir.

Cattleya türleri ve hibritleri ise 15–18 0C sıcakta en iyi gelişmeyi gösterir. Phalaenpsis genellikle beyaz çiçeklidir. Beyaz çiçekli olanlar en iyi gelişmeyi gece 18 0C, gündüz ise 27 0C sıcaklıklarda gösterirler. Pembe çiçekli olanları ve Cattleyalar ise gece sıcaklığı 13–15 0C olduğunda daha iyi çiçek verirler. Ev ortamında yetişen birçok orkide çeşidi için uygun sıcaklık gece 15 0C, gündüz ise 27 0C’ dir. Ev ortamında yetişen orkidelerin çiçeklenmesini sağlamak için sıcaklığın 10 0C’ ye düşürülmesi gerekir.

Işık

Işığın diğer kültürel faktörler gibi orkide çeşitlerinin gelişimi üzerinde değişik etkileri vardır. Phalaenopsis türleri 1,6-1,9 klx’ de iyi gelişme gösterirler. Cattleyalar 2,6-3,9 klx’ de, Cymbidiumlar ise tam güneş ışığı alan yerlerde yetişir.

Bazı orkide seralarını gölgelendirmek iyi bir orkide yetiştiriciliği için şarttır. Herhangi bir serada orkide yetiştiriciliğinde karışık gölgelendirme kullanılabilir. Bu karışık gölgelendirme ilkbahar sonlarında günlerin aydınlık olmaya başladığı zaman kullanılır.

Kuzey bölgelerde karışık gölgelendirme kış aylarında gelişmeyi yavaşlatır. Cattleya trianaei, Cattleya labiata gibi orkide türlerinde ve onların hibritleri fotoperiyodik tepki gösterirler. Bazı orkideler yılda iki defa çiçek verir.

Aşağıda örnek olarak Cattleya labiata’nın ışık durumuna göre çiçek hasadı verilmiştir.

- Işık; 5 Haziran–12 Ekim, sıcaklık 18 0C

- Normal günler; 12 Ekim–15 Aralık

- Çiçeklerin hasadı; 15–20 Aralık

- Gölge; 1 Nisan–5 Haziran, sıcaklık 18 0C

- Çiçeklerin hasadı; 5–10 Haziran

Nem

Seralarda yüksek nem oranı şarttır. Saksıda yetişen orkideler bir püskürtücü yardımı ile her sabah yapraklarına ılık su püskürtülmelidir. Bu sırada suyun çiçeklere gelmemesine dikkat edilmelidir.

Saksıların dibine çakıllı tepsiler konarak da bitkinin nemi sağlanabilir. Çakıllı tepsi aynı zamanda drenaj problemini de azaltarak bitkiyi sıcak tutar. Her iki metodun da aynı anda uygulanmasında bitkiler açısından herhangi bir sakınca yoktur.

Havalandırma

Orkideler aşırı sıcak, kuru ve havasız sera ortamlarından hiç hoşlanmaz. Kış aylarında bile havadar mekân ister. Ancak seralarda hava akımından korumak şarttır. Saksıda ki orkideler için pencere önleri bu yüzden pek ideal değildir.

Seralarda ortam camların açılmasıyla bitkiye ve çiçeklere direk rüzgâr gelmeyecek şekilde havalandırılmalıdır. Sera camlarının açılamadığı zamanlarda vantilatör çalıştırılarak gerekli sirkülasyon sağlanmalıdır.

Saksıda yetiştirilen bitkiler ilkbahar sonlarında korkmadan dışarı çıkarılabilirler. Orkideler bundan hoşlanır ve sağlıklı gelişirler. Balkon veya bahçenin rüzgârdan korunaklı, gölgeli bir yerinde havalar soğuyana kadar tutulabilir. Güneş yaprakları yakabileceğinden bitkinin gölgede olması şarttır. Gölge yoksa koyu renk bir tül veya şemsiye ile de korunabilir.